OUR SOCIAL MEDIA

FOLLOW US

article/c3a2ef0901.png

Turkuaz Uluslararası Öğrenci Derneği “Medya İnsanları Nasıl/Neden Aldatır” konulu seminer düzenledi.

Turkuaz Uluslararası Öğrenci Derneği “Medya İnsanları Nasıl/Neden Aldatır” konulu seminer düzenledi.

16 Aralık Cumartesi günü Turkuaz Uluslarası Öğrenci Derneği merkezinde düzenlenen seminerin konuşmacısı Diriliş Postası Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Erem Şentürk’tü.

Erem Şentürk, konuşmasının başında kendi hayatından bahsederek, Bosna’ya savaş zamanında nasıl gittiğini ve ne gördüğünü anlattı. Okul müdürüne, M. Ataözer’e gittim; “Bosna’da savaş varmış ve ben gitmek istiyorum. Gidebilir miyim?” Git dedi ama haftasonu geri gel. “Devamsızlıktan kalırsın” dedi. Ve ben gittim. Devamsızlıktan kaldım mı? Evet kaldım. Okuldan atıldım mı? Evet atıldım ama orada muazzam arkadaşlarla tanıştım. Sonra Çeçenistan’ı gördüm, Irak’ı, Afganistan’ı gördüm, ama bunların hepsi sıcak cepheler. Ondan sonra Doğu Türkistan’ı, Suriye’yi,  Afrika’yı gördüm. Sonra anladım ki “Türkiye, Türkiye’den büyüktür ve pek çok şey bununla alakalıdır.” 

Şentürk her gittiği yere müslümanlardan aynı cümleyi duyduğunu aktarırken, “Muhakkak duymuşsunuzdur, ‘Ben gayretle mesulüm netice Allah’ın, kullar neticeden mesul değil kullar gayretten mesuldür.’ Ve ben gittiğim yerlere gördüm ki insanlar netice ile meşguller. Halbuki netice Allah’ın.”

Erem Şentürk, neden bu hale geldiğimizi anlatırken “Asla bilgi kaynağı olmayan şeyleri, bilgi kaynağı olarak kabul etmeye başlamışız” diyerek medyaya atıfta bulundu. 

 “Haberleşme araçlarını bilgi kaynağı olarak kabul etmek insanlık tarihinin en büyük 5 trajikomik  ölümcül hatalarından biridir. Haberleşme aracını ve haberleşme aracındaki kurumsal disipline tabi olmadan dolaşımındaki bilgiyi, havadisi daha doğrusu bir malumatı bilgi kabul etmek yanlışlıktır ve ölümcül bir hatadır. Bilginin kurumsal disiplini olur, tabi aidiyeti olur. Bilginin belli bir süreci vardır, başı sonu bellidir.”

Şentürk devlet konusunda da bilgi verirken şunları dedi, “İki tür devlet vardır: ‘Defacto devlet’ ve ‘Teşebbüs devlet’. Defacto devlet, kendi kendine tabii olarak oluşan bir devlettir. Teşebbüs devlet ise belli bir fikrin, ideolojini, gayenin eseridir.

Şentürk, muhacir ve mülteci kavramları hakkında yaşanan zihnî anarjiye de temas ederek: “İltica, kendi haklarından vazgeçmek demek ve hiç kimse kendi haklarından vazgeçmez. Ayrıca sen kim oluyorsun da hak veriyorsun? Hak veren sadece Allah. Muhacir ise yardım isteyen ve biz yardım eden kişileriz. O yüzden biz Gazetede ‘sığınmacı, mülteci’ kelimelerini kullanmıyoruz. ‘Muhacir’ diyoruz ki ‘Ensar’ olduğumuzu, mesuliyetimizi hatırlayalım.’

Son olarak Erem Şentürk, , “Medya bilgi değil bir network. Orada dolaşan malumatlar bilgi değil, çünkü bilgi kurumsal disiplin gerektirir, başı sonu belli, belli safı ve dayandığı bir referans var” dedi.

event-news-white

News from our associations